Duayeri, Cingilli Sk. No:26, 50400 Ürgüp/Nevşehir +90 (384) 341 58 88
Sedirli Konak Cappadocia Hotel - Ürgüp - Nevşehir | Hakkımızda
#

İki yüz seksen yıl önce başladı hikâyem, bir insan olsaydım not düşerdim kitapların arkalarında kalmış boş sayfalara ama ben bir konağım, bunları yapamazdım, ben de taştan duvarlarıma, ahşaptan tavanlarıma, kapılarıma, kemerlerime yani bedenime işledim hatıraları. Bütün sahiplerimden izler taşıyorum üstümde; düşen ilk güneşin sıcaklığı da bende saklı, ilk yağmurun, karın ürpertisi de… Bahçemde oynayan çocukların neşeli kahkahaları halen çınlar sofamda. İnsanlar bile geçmişini unuturken hafızalarında pek çok ayrıntı silik birer hatıra olarak kalırken benden bütün detaylarıyla size tarihimden bahsetmememi beklemeyin. Hem benim de çocukluğum oldu, zamanla büyüdüm, serpildim. Mesela ilk taşımı yontup koyan ustamın ismini hatırlamıyorum. Ama o taş, onun elinde şekillenen pek çok taş gibi, duruyor temellerimde duvarlarımda. Kesilen, yontulan ve bugüne kadar ulaşan o taşlar sınırlarımı belirledi. Zaman içinde rüzgâra, yağmura, kara yenik düşenleri başka ustalar yenileriyle değiştirdiler. İlk misafirlerim ruhban okulu öğrencileriydi, onların duaları doldururdu odalarımı. Sonra biraz daha büyüdüm, geniş kemerlerin üstünde yükselen ikinci katımı hocaların ihtiyaçları için eklediler. O ustaların açtığı pencerelerimden doğuyor güneş halen odalarıma. Bir de balkon yaptı o ustalar ahşaptan küpeşteleriyle. Buna sevinmedim dersem yalan olur.

#

İlk misafirlerim ayrıldıktan sonra öğrendim ayrılığın nasıl bir şey olduğunu ama yeni sahibim Apostal Ağa Fındıkoğlu’nu da çabucak benimsedim. Bana iyi davrandı, eskiyen yerlerimi onardı, kapılarımı elden geçirdi. Yeni ustalar çağırıp kestane ağacından ahşap tavanlar yaptırdı. Bir de üçüncü kat çıktı, şimdilerde kuşluk denilen balkonlu çatı katını yaptırıp kiremitten bir çatı kondurarak üstüme, beni korumaya aldı. Ahşap saçaklarla ne kadar da güzel olmuştum… Hele iki güvercin işlemesinin bulunduğu ahşap süslemeler… Bugünkü siluetime kavuşmuş, olgunlaşmıştım. Misafirler ağırladım odalarımda, çocukların büyümesini gördüm, sonra Apostal Ağa’nın yerine yeni sahiplerim geldi, bir müddet müftülük olarak kullanıldım, yine dualar okunuyordu odalarımda. Sonra Mal Müdürlüğü olarak yöre insanına hizmet ettim. Doğrusu gelen gidenin artması beni biraz yordu ama ayakta kaldım, direndim. Bir gün masalar taşındı, odalar boşaltıldı, yeni bir ayrılığın daha yaşandığını anladım. Alışmıştım artık her birinin bıraktığı yeni izlere, onları eskilerine ekliyor, yaşadığımın şahitlerini önemsiyordum. Yeni bir sahibim oldu, zaman değişmiş, yıllar geçip gitmişti. Hiç dokunmadı siluetime, demek o da beni böyle sevmişti. Fakat o da kendi ihtiyaçlarına göre odalarımı, sofamı, balkonlarımı, bahçemi yeniden şekillendirdi. Yeniledi, onardı, bakım yaptırdı. Elimden geleni, ne verebiliyorsam, sundum.

#

Binalar uzun yaşarlar ama her güzel şeyin bir kötü tarafı da vardır, sahipleriniz durmadan değişir, tanıdıklar ve başka bildik yüzler yerlerini yenilerine bırakır, çocuklar büyür, uzaklara taşınır, çağın ihtiyaçlarına cevap veremez hâle gelirsiniz ve bir gün bütün hatıralarınızla bir başınıza kalırsınız. Artık damınız aktarılmaz, camlarınız silinmez, bahçenizde çocuk sesleri duyulmaz, kuşlar bile çeker gider. Ne tandırda aş, ne bacada duman vardır. Ben de yaşadım bunu. Yıllarca kimsenin kapısını çalmadığı, kendi yalnızlığına salınmış köhne bir bina olarak bekledim. Beklerken yoruldum, çatımdan yağmur suları aktı gözyaşlarımla, duvarlarım yıkıldı. Kumrular terk etmedi beni bazı kuşlar çekip gitmez. Artık sona geldiğimi, ömrümün son demlerini yaşadığımı düşündüğüm yıllarda kapım tekrar açıldı, içeriye, o ilk taş ustamın ellerine benzer ellerle girip duvarlarımı yeniden onardılar. Ahşap tavanlarımı, tırabzanlarımı, pencerelerimi geçirdiler asırlık ellerinden. Beni yeniden sağlam bir çatının altında korumaya alıp eski güzel günlerime döndürdüler. İlk yontulan taş duruyor halen yerinde ve ben iki yüz seksen yaşında bir konak, ilk gençlik yıllarımdaki gibi güzel ve zarif hissediyorum kendimi. Şimdi bahçemden yine insan sesleri yükseliyor. Sıcak bir yuvayım yeniden, yeni misafirlerimi ağırlamanın heyecanını duyuyorum.

Ben Sedirli Konak. Merhaba!